Mahmut Coşkun

Biyografi

60’ların sonuna doğru Mahmut Coşkun ve ailesi. Kızı Bahriye, yeğeni Nafi, oğlu Hakan ve Ahmet, eşi Zekiye, kızı Gülten.

Mesleğe ilk olarak işlettiği bakkal dükkanında başlayan Coşkun, fotoğrafçılık zanaatını uzun yıllar kısıtlı imkanlarla sürdürmüştür. Çalışma ortamı, 1979 yılında oğlu Ahmet Cahit Coşkun’un girişimiyle “Stüdyo Coşkun” kurulduğu zaman teknik açıdan yeterli hâle gelebilmiştir. Mahmut Coşkun süreç boyunca; okullar, resmi törenler, düğünler ve köy yaşamına dair binlerce kare fotoğraf çekmiştir. Bu fotoğraflar, Cumhuriyet taşrasının Malatya-Doğanşehir özelindeki değişimine ve gündelik hayatına tanıklık eden tarihsel birer belge niteliğindedir.

1979 yılında Ahmet Cahit Foto Coşkun’da çalışırken.

Mahmut Coşkun, stüdyosu olsa da çoğunlukla davet edildiği mekanlara giderek mesleğini seyyar bir şekilde icra etmiştir. Adeta bir kamu görevlisi titizliğiyle resmi törenlerin ve sosyal olayların değişmez katılımcısı olmuştur. Çocuklarının eğitim amacıyla ilçeden ayrılmasıyla fotoğraf stüdyosu kapanmak zorunda kalmış; daha sonra öğretmenler kooperatifinde tezgahtar olarak çalışmıştır. Ancak o, çalıştığı yıllarda ve hatta emeklilik döneminde dahi vefat ettiği 2009 yılına kadar fotoğraf makinesini elinden bırakmamıştır.

90’ların sonunda Mahmut Coşkun öğretmenler kooperatifinde çalışırken.

Mahmut Coşkun, ardında bıraktığı görsel mirasla modern Türkiye taşrasında eşine az rastlanır bir yerel hafıza örneği oluşturmaktadır. Vefatının ardından torunu Egemen Doğu Yusufoğlu tarafından sahiplenilen “Foto Coşkun Arşivi”, 2011 yılında başlatılan kapsamlı çalışmalarla tasnif edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak bu mirasın sadece bir depolama faaliyetiyle sınırlı kalmaması hedeflenerek “Foto Coşkun Projesi” hayata geçirilmiştir. Sosyal medya ve dijital araçlar üzerinden yürütülen bu proje, arşivi halka açarak kolektif bir hafıza inşa etmiş; 6 Şubat depremlerinin yarattığı yıkımla beraber ise misyonunu bir adım öteye taşımıştır. Yıllardır titizlikle yürütülen bu proje, sahip olduğu köklü arşivi kullanarak şehrin kültürel kimliğini, dayanışma ve aidiyet duygusunu canlı tutarak görsel mirası toplumsal bir dayanışma ve iyileşme aracına dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

  1. Doğanşehir, 1929 yılında o dönem Gaziantep iline bağlı olan Besni’den ayrılarak, Malatya’ya bağlı Akçadağ ilçesinin bir bucağı olmuştur. 1933 yılında eski adı “Viranşehir” değiştirilerek bugünkü ismini almıştır. 1946 yılında idari yapısı yeniden düzenlenerek Akçadağ’dan ayrılmış ve Malatya’ya bağlı müstakil bir ilçe statüsü kazanmıştır. Günümüzde Doğanşehir; Malatya’nın 2012 yılında büyükşehir statüsü kazanmasıyla merkez ilçe konumuna gelen Battalgazi ve Yeşilyurt’un ardından, ilin demografik açıdan en yoğun yerleşim merkezleri arasında yer almaktadır. ↩︎

Doğanşehir

Doğanşehir Tarihi

Tarihsel kaynaklarda Zibatra, Xarabşar, Viranşehir ve Muhacir olarak bilinen Doğanşehir; Malatya ovasını güneyden çevreleyen, stratejik konumuyla asırlar boyu medeniyetlerin geçiş güzergahı olmuş köklü bir yerleşimdir. Roma ve Bizans dönemlerinde askeri bir üs olarak önem kazanan ilçe, tarihi sur kalıntılarıyla bu geçmişin izlerini günümüze taşımaktadır.

Bölge, tarih boyunca sık sık el değiştirmiş; Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlı hakimiyeti altında varlık sürdürmüştür. Cumhuriyet döneminde ise idari statüsü birkaç kez değişikliğe uğramıştır. 1929 yılına kadar (o dönem Gaziantep’e bağlı) Besni’nin bir parçası iken, bu tarihte ayrılarak Malatya-Akçadağ’a bağlı bir bucak olmuş; 1946 yılında ise müstakil ilçe statüsü kazanarak bugünkü idari kimliğine kavuşmuştur.

Doğanşehir’in tarihi, sadece idari değişimlerle değil, aynı zamanda sismik hareketlilikle de şekillenmiştir. Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan ilçe, tarihsel süreçte defalarca yıkıcı depremlerle yüzleşmiştir. Kaynaklara göre M.S. 995, 1893 ve 1905 yıllarında bölgede yaşanan büyük depremler, yerleşimin fiziksel yapısını ve demografisini derinden etkilemiştir. 1986 Doğanşehir Sürgü depremi ve son olarak 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri, bu coğrafi kaderin günümüzdeki en acı hatırlatıcıları olmuştur.

Bugün Doğanşehir, tarih boyunca defalarca sahne olduğu yıkım ve yeniden inşa döngüsünün en ağır sınavlarından birini vermektedir. İlçe, antik çağlardan Cumhuriyet’e uzanan köklü geçmişi ve maruz kaldığı coğrafi kaderiyle; sadece fiziksel bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda kayıt altına alınması ve korunması gereken, çok katmanlı bir kent belleği niteliği taşımaktadır.

Depremden Sonra

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonucunda büyük bir yıkıma uğrayan Doğanşehir, afet sonrası yeniden yapılanma sürecine bugün hâlâ devam etmektedir. Felaketin etkisiyle ilçe genelindeki yapı stoğunun neredeyse yarısının yıkıldığı veya ağır hasar aldığı; kesinleşmiş olmamakla birlikte 140-159 Doğanşehirlinin yaşamını yitirdiği kayıtlara geçmiştir.1

Afetin hemen ardından koordinasyonun sağlanması amacıyla Sivas Valisi Yılmaz Şimşek görevlendirilmiş; hasar görmeyen Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi binası Afet Koordinasyon Merkezine dönüştürülmüştür. İlk müdahale evresinde ilçeye 2.250 çadır ve 35 konteyner kurulurken, tedavi ve barınma ihtiyacı duyan 1.000’i aşkın vatandaş çevre illere tahliye edilmiştir.2

Harita Genel Müdürlüğünün https://atlas.harita.gov.tr/ sitesinden “uydu” haritasını seçerek önceki haritaya kıyasla Doğanşehir’deki yıkımın büyüklüğünü görüntüleyebilirsiniz.

Barınma sorununun uzun vadeli çözümü için yürütülen çalışmalar kapsamında; ilk olarak Trabzon Köprübaşı Belediyesi desteğiyle ahşap konteynerler kurulmuş,3 Sivas Belediyesi tarafından ticari hayatı canlandırmak amacıyla yaklaşık 200 dükkanlık konteyner çarşılar oluşturulmuştur.4 Depremin birinci yılı sonuna kadar 1500 kalıcı konutun yapılması planlanarak ilk etapta 350 tanesinin yapımına başlanmıştır.5 Öte yandan ilçe genelinde kurulan konteyner kentlerde ve bireysel konteynerlerde yaşamını sürdüren nüfusun 19.000’i aştığı bildirilmiştir.6

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat’ta Doğanşehir’de yaptığı açıklama.

Kalıcı konutların inşası sürecinde Doğanşehir, Türkiye’nin en kapsamlı kırsal dönüşüm projelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Polat kasabasında 2026 yılına kadar tamamlanması hedeflenen 705 konutluk proje kapsamında, 373 konut hak sahiplerine teslim edilmiştir.7 Benzer şekilde Kurucaova mahallesinde de tamamlanan 110 kırsal konutun teslim süreci başlatılmıştır.8 İlçe genelinde TOKİ ve diğer kurumlarca yürütülen toplu konut hamlesi, depremin ikinci yılı itibarıyla hız kazanarak devam etmektedir.


6 Şubat Felaketinin Yıkıcı Anının Yeni Görüntüleri Ortaya Çıktı | NTV (03.02.2026)
DOĞANŞEHİR’DE YARALAR SARILIYOR. (24.08.2025)
Belediye Başkanı Mehmet Bayram’ın depremin 2. yıl dönümünde yaptığı açıklama. (07.02.2025)
Doğanşehir sakinleri, depremin ikinci yılında konteyner ve çadırlarda yaşamaya devam ediyor! (04.02.2025)
Depremin vurduğu Doğanşehir Harabeye döndü. (15.02.2023)

  1. “Deprem Doğanşehir’de 140 kişinin ölümüne neden oldu” (14.02.2023), “Malatya Doğanşehir’de yaralar sarılmaya çalışılıyor.” (15.02.2023) ↩︎
  2. “Malatya Doğanşehir’de yaralar sarılmaya çalışılıyor.” (15.02.2023) ↩︎
  3. “Depremden Etkilenen Doğanşehir’e 30 ahşap konteyner kuruluyor.” (19.02.2025) ↩︎
  4. “Doğanşehir’de depremzede esnaf için yapılan konteyner çarşının kurulumu tamamlandı.” (09.04.2023),“Depremin yıkıma neden olduğu Doğanşehir’de 2 konteyner çarşı kuruluyor.” (31.03.2023) ↩︎
  5. “Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde kalıcı konutlar için ilk kazma vuruldu” (04.03.2023) ↩︎
  6. “Doğanşehir’de konteynerde kalanların sayısı 19 bini aştı.” (03.01.2024), “Doğanşehir’de 19 bin 547 depremzede konteynerda kalıyor.” (03.01.2024) ↩︎
  7. Türkiye’nin En Büyük Kırsal Konut Projesi Olan Doğanşehir İlçesi Ve Polat Mahallesinde Yükseliyor” (10.08.2025), “Malatya’da yapılan deprem bölgesinin en büyük köy konutu projesinde sona yaklaşıldı.” (28.10.2025) ↩︎
  8. “Malatya’da 143 Kırsal Konut Projesinde Son Adımlar: Teslim Süreci Başlıyor.” (18.11.2025), “Malatya’da Battalgazi ve Doğanşehir’de Toplam 143 Kırsal Konut Teslim Ediliyor!” (18.11.2025) ↩︎

Proje

Doğanşehir Tren Garı
Doğanşehir Tren Garı

Proje Hakkında

Çıkış Noktası ve Yöntem

Foto Coşkun Projesi“, Mahmut Coşkun’un vefatından yaklaşık bir yıl sonra, 2011 yılında; aile arşivindeki fotoğrafların torunu Egemen Doğu Yusufoğlu tarafından sosyal medya aracılığıyla Doğanşehirlilerle paylaşılmasıyla başlamıştır. Başlangıçta dijital bir anı paylaşımı olarak görülen bu süreç, fotoğraflara dair tarihsel bilgilerin kullanıcı yorumlarıyla derlenmesi sayesinde, kolektif bir bellek çalışmasına dönüşmüştür. Doğanşehir halkının aktif katılımıyla şu ana kadar 1.200’den fazla siyah-beyaz fotoğraf tasnif edilerek dijital koruma altına alınmış ve ilçe tarihine ve hafızasına kazandırılmıştır.

Kapsam ve İçerik

Projenin temelini oluşturan arşiv, iki ana tarihsel dönemi kapsamaktadır. “İlk Dönem”, Mahmut Coşkun’un mesleğe başladığı 1961 yılından 1990’lara kadar uzanan siyah-beyaz kareleri içerir. Bu fotoğraflar; özellikle 1960 ve 1980 askeri darbeleri arasındaki süreçte, modernleşmekte olan Türkiye’nin taşra yansımalarını, resmi törenleri ve değişen devlet-toplum ilişkilerini belgeleyen birincil görsel kaynaklardır. “İkinci Dönem” ise, fotoğrafçının vefat ettiği 2009 yılına kadar devam eden renkli fotoğraf serisinden oluşmakta ve ilçenin yakın dönem sosyal değişimine ışık tutmaktadır. Arşiv bütünüyle; eğitimden esnaflığa, düğünlerden gündelik yaşama kadar “Cumhuriyet taşrası” sosyokültürel panoramasını sunmaktadır.

Vizyon ve Hedefler

Projenin temel vizyonu; Mahmut Coşkun’un 48 yıllık emeğini sadece yerel bir nostalji olmaktan çıkarıp, akademik ve tarihsel bir zemine oturtmaktır. Bu bağlamda proje, metropol odaklı (Ara Güler gibi kent fotoğrafçıları sayesinde gelişen) bellek çalışmalarının aksine; literatürde özgün bir “Taşra Fotoğrafçılığı” kavramsallaştırması yaratmayı hedeflemektedir. Araştırmacılara açık bir kaynak oluşturarak, taşra çalışmalarına dair yeni perspektifler sunulması amaçlanmaktadır.

Projenin nihai hedefi ise; bu dijital birikimi fiziksel bir mekana taşıyarak Doğanşehir’de bir “Foto Coşkun Fotoğraf Müzesi” kurmaktır. Böylece, hem ilçeye kalıcı bir kültür mirası kazandırılacak hem de deprem sonrası süreçte yerel hafızanın kurumsal bir çatı altında korunması sağlanacaktır.